Miras Hukuku

Miras hukuku, kişinin gaipliği veya ölümü halinde mal varlığının yasal ve diğer mirasçılara nasıl ve ne şekilde dağıtılması gerektiğini inceleyen bir hukuk dalıdır. Miras konusu  yalnızca mal varlığını değil hakları ve borçları da içermektedir. Murisin mal varlığı ile birlikte hakları ve borçları da mirasçılar arasında paylaştırılmaktadır.

Miras hakkı anayasal bir hak olmakla birlikte miras hukuku Türk Medeni Kanununda düzenlenmektedir. Mirasçı tek kişi olabileceği gibi birden fazla kişide olabilmektedir.

Miras Hukukunun İlgilendiği Konular Nelerdir?

Miras hukuku yasal ve atanmış mirasçılar, vasiyetnameler, miras sözleşmeleri ve bunların iptali, muris muvazaası, tereke, terekenin tespiti, mirasçı atama, art mirasçı atama, yedek mirasçı atama, miras ortaklığı ve miras ortaklığına atanacak olan temsilci, mirasçılıktan çıkarma ve iptali,  ortaklığın giderilmesi, miras ortaklığının müşterek mülkiyete dönüştürülmesi, denkleştirme, tenkis, alacaklılara karşı sorumluluk vs. şeklinde sıralanmaktadır.

Yasal Mirasçı ve Atanmış Mirasçı Nedir?

Miras hukukunda iki türkü mirasçı yer almaktadır. Yasal mirasçılar, kan bağından doğan kişilerdir ve bunlar dört gruba ayrılmaktadır. Birinci grup kan hısımlığıdır ve bunların birinci, ikinci ve üçüncü zümresi yasal mirasçılardır. İkinci grup olarak sağ kalan karı ya da koca yasal mirasçı olmaktadır. Üçüncü grupta murisin evlatlıkları yasal mirasçı olarak yer almaktadır. Atanmış mirasçı ise murisin sağken atadığı mirasçıdır.

Tereke Nedir?

Miras hukukunda murisin taşınır veya taşınmaz tüm mal varlığına, haklarının ve borçlarının tamamına, yükümlülüklerine tereke adı verilir.

Kanunun Mirasçı Olabilmek İçin Aradığı Şartlar

Miras hukuku, mirasçı olabilecek kişide bazı şartla aramaktadır. Bunlardan ilki ve en önemlisi sağ ve tam doğmak, hayatta kalmaktır. İkincisi medeni haklardan yararlanmak ve mirastan yoksun kalmamış olmaktadır.

Miras Davalarına Bakan Yetkili Mahkeme Kimdir?

Miras paylaşımında miras bırakan kişinin yerleşim yeri neresi ise mahkemenin orada açılması gerekmektedir. Murisin yerleşim yeri medeni kanununun hükümlerine göre belirlenmektedir.

Miras Payları Nasıl Hesaplanmaktadır?

Miras payı, miras hukukuna göre miras bırakanın sağ kalan eşinin olup olmamasına ve  zümresine göre farklılık göstermektedir. Miras bırakanın sağ kalan eşi yok ise miras ilk olarak ilk zümreye eşit olarak paylaştırılır. İlk zümrede kimse yok ise ikinci zümreye paylaştırılır. İkinci zümrede de kimse yok ise üçüncü zümreye miras eşit olarak paylaştırılır. Üçüncü zümrenin bulunmadığı durumlarda ise dördüncü zümre olarak miras devlete kalmaktadır.

Eş sağ ise mirasın dörtte birini alır geri kalan üçte biri ise miras bırakanın alt soyu arasında eşit olarak paylaştırılmaktadır. Miras bırakan kişinin alt soyundan kimse yok ise yasal mirasçıları sağ kalan eşi, anne ve babası olmaktadır.

Trafik Kazası Avukatı

Ülkemizde en çok yaşanan problemlerden birisi de trafik kazalarıdır. Trafik kazaların meydana gelmesi ve sonrasında yaşanan tüm süreçler hem kazayı yapan hem de kazaya maruz kalan kişiler için sıkıntılı durumlar oluşturmaktadır. Çünkü süreç yönetimi belli bir prosedür çerçevesinde trafik kazası avukatı tarafından başarılı bir şekilde yönetilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Trafik Kazası Avukatı ve Önemi

Yaşanan trafik kazalarında haklı olan tarafın hakkını alabilmesi için yaralama gerçekleştiyse yaralanma hasarı ve maluliyet hak edişinin hesaplanması gerekmektedir. Başarılı bir trafik kazası avukatı ise trafik kazası tazminat prosedür süreçlerini iyi bildiği ve hak edişi doğru bir şekilde hesapladığı için hem davanın kazanmasında hem de zaman hususunda yardımcı olacaktır.

Trafik kazalarında tazminatın belirlenmesinde trafik kazası avukatı önem arz etmektedir. Çünkü yanlış değerlendirilen ya da atlanan değerlendirmeler mağdurun alacağı tazminat miktarının da azalmasına neden olduğu gibi dava sürecinin de yıllarca sürmesine neden olabilmektedir.

Trafik Kazası Davaları için Trafik Kazası Avukatının Mahkemeye Sunması Gereken Belgeler

Trafik kazası avukatının hafif yaralanma yaşanan olaylar için mahkemeye sunması gereken delil niteliğinde istenilen belgeler aşağıda yer almaktadır.

1. Trafik kazası tespit tutanağı
2. Trafik kazasına yol açan kişi, mağdur ve olaya tanık olan bireylerin ifadeleri
3. Karakol Tutanağı
4. Alkol Raporu ( Alındığı Durumlar için Geçerli)
5. Kazada yer alan araçların ruhsatları
6. Araç kullanan kişilerin ehliyet ve nüfus cüzden fotokopileri
7. Kazaya karışan araçların poliçeleri
8. Savcılık iddianame fotokopisi

Yaşanan trafik kazasının ölümle sonuçlanması durumunda trafik kaza avukatının suçlu tarafa tazminat davası açabilmesi için yapılması gerekenler aşağıda yer almaktadır.

1. Otopsi Raporu
2. Ölen kişinin işi, yaşı, kazancı, öğrenim durumu hakkında bilgiler
3. Ölen kişinin mağdur olan yakınlarıyla ilgili gerekli olan tüm bilgiler
4. Yaralanan kişinin ya da ölen kişinin (ölüm durumunun hastanede gerçekleştiği olaylarda) hastane masraflarını ispatlamaya yönelik belgeler
5. Cenaze ve defin masraflarıyla ilgili tüm bilgiler

Yaşanan trafik kazasının yaralanmayla sonuçlanması durumunda trafik kaza avukatının suçlu tarafa tazminat davası açabilmesi için yapılması gerekenler aşağıda yer almaktadır.

1. Kesin ya da geçici adli rapor
2. Hastane tedavi süreçlerine ve masraflarına ait tüm süreçler

Trafik Kazalarında Kusur Tespitinin Nasıl Yapılması Gerektiğiyle ilgili Genel Bilgi

Ölümle sonuçlanan trafik kazalarında suçlu olan tarafın kusur miktarı tazminat miktarını da doğrudan etkilemekte olup; kusur arttıkça mağduriyet yaşayan tarafın alacağı tazminat miktarı da artmaktadır.
Bu sebeple Mahkemeler tarafından açıklığa kavuşturulması gereken ilk husus olaya karışın kişi ya da kişilerin kusur miktarının belirlenmesinin sağlanmasıdır. Kusur miktarının belirlenebilmesi için Savcılık Hazırlık ve Takipsizlik dosyası,  Trafik  Kazası tespit tutanağı, yaşanan maddi ve manevi kayıpları ispatlayan tüm belgeler titizlikle incelenerek trafik kazasıyla ilgili tüm görgü tanıkları da dinlenmektedir.

Manevi ve Maddi Tazminat Miktarının Belirlenme Süreciyle ilgili Genel Bilgi

Yaşanan trafik kazası sonucunda ölüm olayı yaşanmışsa; ölen kişinin birinci dereceden yakınlarına ölen kişinin sağlamış olduğu finansal destekten yararlanamayacakları için destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin masraflarını talep etme hakkı ve ölen kişinin kaybından kaynaklı manevi tazminat talep etme hakkı da bulunmaktadır.

Yaşanan trafik kazası sonucunda bir takım yaralanma olaylarının meydana geldiği durumlarda; yaşanan yaralanmadan ötürü gerçekleşen iş ve kazanç kaybı, yaralanan kişi tedavi gördüyse ortaya çıkan hastane masrafları kazayı meydana getiren kişiden tanzim edilebilmektedir. Aynı zamanda yaşanan kazadan ötürü mağdur kişinin manevi tazminat talep etme hakkı da bulunmaktadır.

Tazminat Hukuku Kapsamı

Tazminat hukuku, maddi ve manevi tazminat olmak üzere iki kategoride incelenmektedir. Maddi tazminat davası; iş görememezlik, ölüm nedeniyle destek kaybı, maluliyet ve malvarlığı zararlarını kapsamaktadır. Manevi tazminat davaları ise kusurlu bir hareket sonucunda kişinin ruh sağlığının bozulması sebebi ile açılmaktadır. Bu gibi durumlarda tazminat hakkı ile davacının maddi ve manevi kayıplarının giderilmesi amaçlanmaktadır.

Meslek hastalıkları, doktor hataları, boşanma, haksız gözaltı, iş kazası ve trafik kazaları tazminat hukuku tarafından incelenmektedir. Fazla çalışma, kıdem, mobbing ve iş sözleşmeleri sebebi ile işçiye doğan tazminat hakları da bulunmaktadır.

Trafik Kazasından Doğan Tazminat Hakları

Motorlu araçların dahil olduğu kazalar neticesince oluşan ölüm, yaralanma ve mal kaybı tazminat hakkı doğurmaktadır. Bu gibi durumlarda mağdur olan tarafın maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı yasalarla garantilenmiştir. Trafik kazasında davacı doğrudan yaralanan kişi olabileceği gibi yaralının ailesi de olabilmektedir. İlgili yasa maddesi uyarınca yaralı yakınlarının yalnızca manevi tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

Trafik kazası ölüm ile sonuçlanmışsa ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu herkes tazminat davası açabilmektedir. Ölen şahsın; eşi, çocukları, anne ve babası herhangi bir ispat gerektirmeden davaya başvuru yapabilmektedir. Dava açılabilecek kişi ve kurumlar ise; araç sürücüsü, araç sahibi, işletme sahibi ve sigorta şirketleridir.

Meslek Hastalığı Sebebiyle Açılabilecek Tazminat Davası

Kişi devam ettirmekte olduğu işi sebebiyle herhangi bir hastalığa uğradığı taktirde buna meslek hastalığı denilmektedir. Çalışan bu hastalık sebebiyle uğradığı işgücü kaybını maddi ve manevi olarak talep etme hakkına sahiptir. Ancak meslek hastalığı sebep olarak gösterilen davalarda bazı hastalık şartları aranmaktadır.

Meslek hastalığının aranan dört şartı bulunmaktadır. Bunlar; işçilik, hastalığın iş sırasında olması, süre ve hastalık şartıdır. Buna göre aranan ilk şart işçinin sigortalı olarak görünmesi durumudur. Ayrıca hastalığın yürütülen iş sebebi ile ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Meslek hastalığının iş devamlılığı içerisinde gelişmesi ve tüzükte belirtilen hastalıklar arasında olması da aranan diğer şartlardır. Tazminat hakkının doğabilmesi ise ancak hastalığın işçiyi bedensel ve ruhsal açıdan engellemesine bağlıdır.

Meslek hastalıkları Sosyal Sigorta İşlemleri Tüzüğü kapsamında detaylı bir biçimde sıralanmıştır. Bunlar; baş, boyun, göz, kulak, yüz, göğüs, omuz, omurga, bilek ve metabolizma arızalarıdır.

Boşanma Sırasında Tarafların İsteyebileceği Tazminat Hakları

Evlilik kurumunun yasal olarak sonlandırılması durumunda kusurlu taraftan maddi ve manevi tazminat talep edilebilmektedir. Maddi tazminat davası kişinin boşanma sebebi ile maddi hasara uğradığı durumlarda açılmaktadır. Manevi tazminat davası ise kişilik haklarına bir saldırı yapıldığı durumlarda açılmaktadır.

Tazminat davasında alacaklının alacağı tutar belirlenirken farklı maddeler dikkate alınmaktadır. Tarafların maddiyatı, boşanmaya neden olan kusur dereceleri ve paranın alım gücü bu maddeler arasında yer almaktadır. Kişilerin kazandığı maddi tazminatlar ay ay ödenebilirken maddi tazminatların ödemesi tek seferde yapılmaktadır.

İşçinin Kıdem Tazminatı Hakkı

İşçi; sigortalı çalıştığı iş yerinden kovulduğu taktirde kıdem tazminatı alma hakkına sahiptir. Bu tazminat çalışanın aldığı son maaş göz önüne alınarak ve brüt olarak hesaplanmaktadır. Bu ödeneğe yol ve yemek gibi diğer haklar da eklenmektedir. İşçinin kovulduğu yerden kıdem tazminatı alabilmesi için ise aynı yerde en az 1 yıl çalışmış olması gerekmektedir.

Doktor Hatası Sebebiyle Açılabilecek Tazminat Davaları

Hastanın doktor, hastane ya da personel hataları nedeniyle zarar görme durumunda açabileceği tazminat davası bulunmaktadır. Doktor hatası sebebiyle açılan davalarda tıbbi standartların ihlali göz önüne alınmaktadır. Bunlar teşhis veya tedavi aşamasında ihlal edilebilmektedir. Ayrıca ilgili makamın yetersiz organizasyon durumu da standart ihlali olarak kabul edilmektedir.

Haksız Gözaltı Nedeniyle Kişiye Doğan Tazminat Hakkı

Gözaltı ve tutuklama gibi işlemler Ceza Muhakemesi Kanunu’nda koruma tedbiri olarak açıklanmaktadır. Koruma tedbirleri kanuna aykırı olarak yapıldığında ise mağdur kişinin tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Koruma tedbiri uygulanan kişi sonrasında mahkemeden beraat aldığında haksız yere işlem gördüğü kabul edilmektedir. Savcılık makamından verilen takipsizlik kararı da kişinin suçsuz olduğunu kanıtlamaktadır. Bu gibi durumda gözaltına alınan şahsın maddi ve manevi tazminat hakkı bulunmaktadır.

Velayet Davası ve Avukatlık Ücretleri

Boşanmak için karar alan birçok çiftin ortak sorunlarından birisi de velayet konusudur. Hem anne hem de birçok baba çocuklarının velayetlerinin kendilerine verilmesini istiyor. Bu nedenle çocukların velayetleri konusunda çıkan anlaşmazlıklar mahkemelerin velayet ile ilgili vermiş oldukları karar ile neticeleniyor.

Boşanma davası içerisinde görülen velayet konusu davanın bitmesinden bir süre sonra ayrıca velayet davası olarak açılarak da görülebiliyor. Boşanma davasının gerekçeli kararında çocukların velayeti boşanma davasını gören mahkeme tarafından anne ya da babaya veriliyor. Ancak bir süre sonra velayeti alamayan taraf velayet davası açarak çocukların velayeti konusunda adım atabiliyorlar.

Velayet davası için velayet avukatı hizmetlerinden yararlanmak dava sürecinin daha sağlıklı geçmesi için oldukça büyük önem taşıyor. Velayet davaları için görevlendirilen avukatlar, çocukların velayetinin neden alınması gerektiği konusunda detaylı bildi alarak dava sürecini başlatıyor. Ancak öncelikle velayet talebinde bulunan kişinin noter aracılığı ile vekaletini avukatlarına vermeleri gerekiyor.

Velayet Dava Süreci

Velayet davalarında mahkemenin gözettiği en önemli konu çocukların durumudur. Velayet talebinde bulunan tarafın talepleri avukat tarafından mahkemeye sunulduğunda mahkeme dava dilekçesindeki iddiaların doğruluğunu araştırarak çocuğun velayeti konusunda karar veriyor.

Çocukların iyi ve sağlıklı bir ortamda yetişmedikleri, birçok konuda mağdur oldukları. çocukların sevgiye muhtaç oldukları gibi nedenler dava dilekçesinde belirtilebiliyor. Eğer ki çocukların vasisi olan taraf tarafından çocukların şiddet görmesi, cinsel istismara uğraması gibi durumlar ağır kusurlu durumlar olarak nitelendirildiğinden mahkeme hızlı bir şekilde böyle durumlarda çocuklar hakkındaki kararını veriyor.

Özellikle velayet avukatı çocukların birinci dereceden kusurlu davranışlardan dolayı mağdur olduğunu belirtmesi üzerine mahkemeden ara karar ile çocuğu müvekkillerine verilmesini talep edebiliyor.

Mahkeme bu talep ile birlikte avukatı haklı görerek çocuğu karşı tarafa geçici süre ile verebildiği gibi aynı zamanda her iki taraftan da alarak mahkeme sonuçlanıncaya kadar devlet korumasına da alabiliyor. Bu süreçte çocukların iddia edilen konulardan dolayı mağdur olup olmadıkları pedagoglar ve tıbbi görevliler tarafından tespit edilmek için hastane sevkleri gerçekleşiyor.

Velayet Davasında Temyiz Süreci

Dava başlangıcında velayet davası avukatı tarafından iddia edilen tüm bilgi ve belgeler ile tanık olarak dinlenmesi gereken kişileri gösterir liste mahkemeye sunularak mahkeme dava sürecini başlatır.

Yapılan incelemeler neticesinde mahkeme gerekçeli kararın ı açıklar. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün süre içerisinde tarafların karara itiraz etme hakları olan temyiz hakları mevcut. Bu süre içerisine velayet avukatı tarafından temyiz dilekçesi yazılarak karara itiraz edilebiliyor.

Avukatın Özel Hukuktaki İşleri Nelerdir?

Avukatlık hukukta birey veya tüzel kişilerin, hak ve özgürlüklerin korunması adına önemli bir meslek olmaktadır. Avukatlar ceza yada idari mahkemelerde genel olarak kişilerin haklarının savunmasını yapma görevini üstlenmektedir. Bu durum avukatlık mesleğini icra edenlerin genel görevinin savunma üzerine olduğunu göstermektedir.

Özel hukukta avukatlık yapan kişiler ise hangi alanda olursa olsun farklı mesleki tecrübeleri içerisinde bulundurmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geniş ve kapsamlı içeriği bütün hak ve özgürlükleri kapsamasından kaynaklı derin konuları içerisinde bulundurmaktadır. Bu yüzden medeni hukuka göre bir boşanma avukatının kendi alanında edindiği tecrübeler nasıl boşanma süreci ile ilgili önemlisi ise, bir ceza davası avukatı da kendi alanında sahip olduğu özgü tecrübelere sahip olmaktadır.

Avukatların Uzman Oldukları Alanlarda Yasal Alt Yapı Mevcut Mudur?

Türkiye’de avukatların mesleklerini ellerine aldıktan sonra uzmanlaşmaları için yasal bir sınıflandırma yada alt yapısı bulunmamaktadır. Aksine özel avukatlar meslek hayatlarına başladıktan sonra kendi istedikleri alanlarda edindikleri tecrübe ile uzmanlaşmaktadır. Bu durumda tecrübeli avukatlar uzman oldukları konularda yeterli donanıma senelere göre edinmektedir. Bir kaç alana yoğunlaşmış avukatlar o alanda ki tüm bürokratik gelişmeleri de takip etmektedirler.

Bir çok özel hukuk avukatı bir birinden farklı konularda uzmanlaşarak avukatlık vazifesini icra etmektedir. Bu farklı konulardan bazıları; Sözleşme hukuku, tazminat davaları, miras davaları, aile hukuku, boşanma davaları, velayet davaları ve boşanmada mal paylaşımları alanlarında özel avukatlık yapmaktadır.

Sözleşme Hukuku ve Sözleşme Hukukunda Özel Avukatın Görevleri Nelerdir?

Özel hukuk incelediği alanlar kapsamında çok geniş bir perspektife hitap etmektedir. O yüzden avukatların bir birinden farklı konularda uzmanlık alanları edindikleri tecrübelere göre değişmektedir. Sözleşme hukuki ise taraflar arasında sözleşme kapsamında işlendiği için her avukatın yapabildiği bir alan olmaktadır. Genel olarak hukuk faaliyeti sözleşme işlemlerinde avukat yardımı ile yapıldığında doğru sonuca ulaşmayı kolaylaştırmaktadır.

Sözleşme hukukunda özel avukatın en büyük işlevi müzakere aşamasında gerçekleşmektedir. Müzakere yapılır sözleşme düzenlenirken her iki tarafında korunacağı şekilde düzenlemelerin yapılması ve sözleşme taraflarının isimlendirilmesi oldukça önem taşımaktadır.

Maddi Manevi Tazminat Davalarında Avukatının Görevleri Nelerdir?

Madde manevi tazminat davalarına bakan avukatlara toplum tarafından her ne kadar tazminat avukatı dense de, tazminat konusu çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Özel avukat bu tarz davalarda uzmanlık alanı ile ilgili müdahale etmektedir. Tazminat davalarının zaman aşımları 15 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre zarfı içinde elde olan belge ve yasal delillerin değerlendirilmesi mahkemeye sunulması ve savunmaların hazırlanması tazminat davalarına bakan avukatların görevleri arasında yer almaktadır.

Miras Davalarında Özel Avukatın Görevleri Nelerdir?

Mirasçıların derecelendirmesi belirlendikten sonra miras bırakan kişi tarafından kalan mal ve paranın kime hangi miktarda kalacağını hukuki düzeyde hesaplamaktadır. Bu hesaplama işlemi sonucu, özek hukuk avukatının müvekkilinin haklarını korumak ve kazanacağı hakları elde etmesi için savunma yapmaktır. Mirasta mal paylaşımı konusunda özel avukatın yeri savunma açısından önemli olmaktadır.

Aile Hukuku, Boşanma ve Velayet Davalarında Özel Avukatın Görevleri Nelerdir?

Aile hukuku, boşanma velayet davaları Türk Medeni Kanuna göre düzenlenmektedir. Bu kapsamda medeni hukuk dahilinde aile mahkemeleri bu davalara bakmaktadır. Bu alanda ki uzman özel avukatlar, konunun detayı ile ilgili müvekkilinin haklarını yasalar kapsamında toparlayıp savunma ile mahkemeye sunmaktadır. Ayrıca aile içerisinde yaşanan sorunlardan oluşan boşanma, tazminat gibi durumlarda mahkemenin aydınlanması için gerekli delilleri de mahkemeye sunmaktadır.

Özel Hukuk Avukatlarının medeni hukuka göre hareket ettiği dava konularında asli görevi müvekkilinin haklarını savunmaktadır. Boşanmalarda ki mal paylaşımı, var ise çocuğun velayetinin kime verileceği gibi konularda da ailenin iç yapısının mahkemeye sunup davada alınacak kararın müvekkilinin lehine olması için çaba göstermektedir.

Kasko Davaları Nelerdir?

Sigorta şirketleri ile sürücüler ve araç sahipleri arasında sürekli meydana gelmekte olan bazı anlaşmazlıklar oluşmaktadır. Bu anlaşmazlıkların çözülmesi adına mahkemelerde kasko davaları görülmektedir. Kasko sigortası özüne bakıldığı takdirde ayrı olarak değerlendirilen bir sigorta olarak dava konusu olmamaktadır. Mal sigortası olarak bilinen sigorta ile birlikte değerlendirilmektedir. Bu sigorta türü kanunlarımız ile düzenlenmiş bir sigorta türüdür. Bu sigorta türü bazı tehlikelerin oluşması durumunu kapsamaktadır. Bu tehlikelerin ne olduğunu kısaca anlatmak gerekmektedir.

Kasko Firması Zararı Karşılamaz İse Ne Yapılması Gerekmektedir?

İnsanlar kasko sigortası yaptırmadan önce bazı konular ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Bunların başında bu sigortanın gereğinin yapılmadığı durumlarda hangi mercilere nasıl başvurulacağının bilinmesi gelmektedir. Bu şekilde bir durumun olması durumunda bu anlaşmazlıkları kasko davaları ile çözülmesi mümkün olmaktadır.

Bu davaların en büyük özelliği muhakkak bir avukat yardımı ile bu davaların açılması gerektiğidir. Kasko davası avukatı yardımı ile muhakkak suret ile bu davaların takip edilmesi istenmektedir. Bu sigorta kapsamında öncelik ile kapsam içerisine alınan husus aracın sabit bur durumda bulunması halinde başına gelmiş olan durumlardır. Bu durumlarda sigorta firması masrafları karşılamak ile mükelleftir.

Taşıta sonradan eklenmiş olan cihazlar ve eklentiler sigorta kapsamı içerisinde bulunması durumunda muhakkak sigorta tarafından zarar görülmesi durumunda telafi edilecek hususlar arasındadır. Bu husus yapılan anlaşmanın içerisinde bulunup bulunmadığı önemli olan hususların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra yangın ile ilgili durumlar veya bir yangının söndürülmesine yardımcı olunacak durumlarda da aracın görmüş olduğu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanmak zorunda olan bir başka husustur. Tüm bunlar ile birlikte aracın çalınması veya çalınma işleminin tam olarak gerçekleşmemesi gibi durumlarda tüm oluşmuş masraflar sigorta şirketi tarafından karşılanmaktadır.

Poliçede yer Almayan durumlar İçin Ne Yapılmalıdır?

Sigorta poliçesinde yer almayan unsurlar ile ilgili bir hak talep etme gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. Bu durumun her ne kadar bu şekilde olduğu bilinse de bu konu ile ilgili uzmanlaşmış bir avukat ile bu durumun incelenmesi gerekmektedir.

Kasko Avukatı

Sigorta hukuku olarak binen hukuk ile ilgili davaları takip etmekte olan avukatlara verilen isimdir. Sigorta firması ile sigorta yaptıran kişi arasındaki kararsız durumların mahkemeye yansıması durumunda tarafların haklarını kanun çerçevesinde takip etmek ve araştırmak ile görevi bulunmaktadır. Kasko hukuku içerisinde mutlaka bulunması gereken unsurlar arasında bulunmaktadır. Sözleşme içerisinde bulunan hakların takibini yapmakta olan önemli bir görevi bulunmaktadır.

Onayın alınması ile birlikte dava açılma süreci başlamaktadır. Dava açma açılacak konu ile değişiklik gösteren bir durumdur. Her durum için farklı bir dava açılması gerekmektedir. Bu durumda da avukatın önemi oldukça önemlidir. Bu durumlar için önemli olan unsurlardan birisi de zamanında müracaat etmenin önemidir. Zamanında talep edilmeyen haklar için daha sonradan başvuru yapılması durumunda istenilen sonuçların alınması mümkün olmamaktadır.

Bu gene dava türlerine göre değişiklik gösteren bir durum olarak bilinmektedir. Her davanın zaman aşımı süresi farklı olmaktadır. Bu zaman aşımı konularına dikkat edilerek sürecin takip edilmesi gerekmektedir. Bu durumda avukatın önemi gene oldukça mühim olmaktadır.

Boşanmalarda Çocuğun Velayetinin Annesine Verilmesi Durumu

Çocuklu ailelerin boşanması söz konusu iken, eşler arasında velayet açısından anlaşmak ve karar almak oldukça güçtür. O yüzden bu karar mahkeme tarafına bırakılmıştır. Velayet bir temsil, koruma, kollama, gözetme, söz hakkı, eğitim, yetiştirme gibi çocuk üzerindeki hakları kapsar. Çocukların üzerindeki ebeveynlerin hakları TMK m.336/2 da yanıt bulmaktadır. Bu yasa hükmüyle ortak hayat bitmiş ve ayrılık durumu gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine vermektedir.

 

Çocuğun Velayeti Verilirken Dikkat Edilenler

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun menfaati ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulur. Hangi ebeveyn daha iyi bir yaşam ve gelecek sağlayacaksa yahut çocuk kimi tercih ederse ona göre değerlendirme yapılır. Hakimin karar vermesindeki en önemli unsur çocuğun yaşıdır.

 

Çocuğun Velayeti Kaç Yaşına Kadar Anneye Verilir?

Genel kanı olarak çocuğun böylesi dönemlerde anne şefkatine ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. Hukuk uygulamasında 0- 3 yaşındaki çocukların anneye ihtiyaçları olduğu mutlak olarak kabul edilmekte ve çok aksi bir durum yoksa anneye velayet verilmektedir. Annenin işi, evinin durumu ve yaşam tarzı göz önüne alınır.

Çocuğun 3 -7 arasında olması durumunda anne şefkatine daha az muhtaç olarak belirlense de yine uygunsuz bir durum olmadığı sürece velayet annede kalır. 6-12 yaşındaki okul çağına gelmiş çocukların velayetinde annenin çocuğa sunacağı maddi imkan göz önüne alınır. Hangi eş daha iyi bir eğitim sağlayacaksa o taraf dikkate alınır. Bu yaşlarda velayet verilmeden pedagog aracılığı ile çocuk dinlenir. Ancak yine de 1.tercih annedir. 12 yaş ve üstü çocuklarda ise artık çocuğun istekleri dinlenir ve yanında kalmak istediği ebeveyne velayet tayin edilir.

Velayet İşlemleri

Evlilik müessesesinin mahkeme önünde hakim tarafından sonlandırılmasına boşanma işlemi denir. Boşanma sonucunda en çok sorun yaşanan konular nafaka, tazminat ve velayet konularıdır. Bu konular bazı ayrıntılara bakılarak mahkeme tarafından değerlendirilip sonuçlandırılır.

Evlilikler genel olarak ekonomik sorunlar, kültürel farklılıklar ve eşler arasındaki iletişim sorunundan kaynaklı olarak bitirilmek istenmektedir. Evlilik sonlandırılmasında müşterek çocuğun velayetinin kime ve hangi şartlarda verileceği ise en önemli ayrıntıdır. Velayet, çocuğun boşanma işleminden önce hem anne hem babada olduğu ve çocuk üstünde her ikisinin de söz sahibi olduğu ancak boşanma sonrasında kime verilirse söz hakkı ve çocuğun bakımı, büyümesi gibi ihtiyaçlarıyla ilgilenilmesi için verilen haktır.

Çocuğun velayetinin kime verileceği konusunda sınırsız hak verilmiş olan hakim öncelikle çocuğun menfaatlerini düşünür. Ayrıca çocuğu yaşı da velayetin kime verileceğinde çok etkilidir. Ayrıca anne ve babanın ekonomik durumları, çocuğun sağlıklı ve daha rahat nerede yetişip yetişmeyeceği de bir diğer etkendir. Hakim dışında bir pedagogda mahkemede yerini alarak çocuğu gözlemler ve çocuğun psikolojisine göre fikirleri ile karar etki eder. Buna bağlı olarak çocuğunda görüşü alınır.

Velayet Kime Verilir?

Velayetin kime verileceğini hakimin takdir yetkisine bağlıdır. Kanunun 183. Maddesine göre anne veya baba başkasıyla evlenmişse, başka bir yere gittiyse veya öldüyse anne veya babadan birinin isteği üzerine mahkeme gerekli önlemleri alır. Eşlerden birinin ölmüş olması halinde, hakim velayeti sağ kalan tarafa verir. Anne ile baba evlilik dışı çocuk yaptıysa velayet anneye verilir.

Türk Hukuk Kanunu’na göre 0 – 3 yaş aralığındaki çocukların annenin bakım ve şefkatine ihtiyacı olduğu düşünülerek karar verilir. Annenin işinin, evinin, maaşının veya yaşam tarzının hiç birine bakılmaz. 3 – 7 yaşındaki çocuklarda ise çocuğun anne şefkatine daha az ihtiyacı olduğu düşünülür ve buna göre karar verilir. Bu durumda da genellikle velayet anneye verilir ancak anne çocuğuna bakamayacak durumda ise velayet babaya verilir.

6 – 12 yaş arasındaki çocukların velayetinde maddi durumlara bakılır. Hangi tarafın durumu iyi ise ona göre karar verilir. 12 yaş üstü çocuklarda ise çocuğun kendisi dinlenerek karar verilir. Genel olarak çocuğun velayetinin babaya verilmesi için çocuğun en az 6 yaşında olması gerekir.

Boşanma Süreci

Medeni hukuk çerçevesinde resmi nikah ahdi ile evlenen kişilerin evlilikleri bir süre sonra istedikleri gibi gitmediği için boşanma kararı alıyorlar. Boşanma süreci temelinde anlaşmazlıklara bağlı olan bir nedenden dolayı kaynaklandığı için oldukça sıkıcı ve yıpratıcı geçen bir süreç olarak biliniyor. Özellikle eşler arasındaki anlaşmazlık uçurumunun keskin ve büyük olması, araya husumetin girmesine neden olduğu için boşanma sürecinde de sağlıklı bir iletişim kuramamalarından dolayı daha da çekilmez bir hal alıyor.

Kişiler arasındaki boşanma süreçleri evliliğin temelden sarsılmasına neden olduğu gibi evlilik içindeki birçok unsuru da yakından ilgilendiriyor. Ayrılık kararı alan çiftlerin müşterek çocuk ya da çocukları var ise bu süreç çocukların gelişiminde de olumsuz etkilere neden oluyor. Bu süreç sadece çiftleri değil aynı zamanda çocukları da derinden yaralayan bir süreç olarak biliniyor.

Boşanma Sürecinin Dava Aşaması

Boşanmaya karar veren çiftlerin bazıları bu süreci oldukça medeni bir şekilde dava sürecine taşıyabilirken birçok çift aynı hassasiyeti gösteremiyor. Her iki tarafın birbirini suçlama eğilimi davanın daha da çekilmez bir hale gelmesine neden oluyor. Aynı zamanda eğer ki çiftler çekişmeli boşanma davası sürecindeler ise bu davanın birçok unsurunun ele alınması gerektiğinden dava süresinin uzun sürmesine bağlı olarak kişileri maddi ve manevi anlamda büyük bir külfet altına da sokuyor.

Dava süreci birçok celseden oluştuğu için her celse boşanma davasına esas olan birçok konu mahkeme heyeti tarafından görülüp gerekçeli karara hazırlık yapıldığından tarafların her celsede davayı yakından takip etmek istemesi de psikolojik olarak oldukça sıkıntıların yaşanmasına neden oluyor. Bu süre zarfı içerisinde yaşadıkları müşterek evleri ayıran çiftler çocukların kimde kalması gerektiği konusunda da çoğu kez anlaşamadıklarından çocukların psikolojilerinin de bozulmasına neden oluyorlar.

Böyle bir durumda mahkemenin ara karar vermesi beklenerek çocukların durumlarının daha iyi bir şekilde belirlenmesi sağlanıyor. Bu süre içerisinde aynı zamanda çiftlerin alışmış oldukları çevreden uzaklaşmaları da psikolojik olarak olumsuz sonuçların çıkmasına neden oluyor.

Boşanma Sürecinin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Boşanma süreci en çok çocukları derin bir şekilde yaralıyor. Çünkü her çocuk anne ve babasının bir arada olmasını ister. Boşanma sürecinde anne ve babanın müşterek yaşadıkları yerden ayrılması çocukların anne ve babalarını bir arada görememelerini sağladığı gibi çocukların gelişimlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle uzmanlar boşanma aşamasında olan çiftlere, çocukların gelişimlerini etkilemeleri için birtakım önerilerde bulunuyor.

Uzmanların bulunmuş olduğu önerilerin başında boşanma sürecini bir arada geçirmek ve konunun çocuklar ile samimi bir dille konuşulmasıdır. Çocukların herhangi bir şeyden haberi olmadan ani ayrılık kararları çocukların derslerini olumsuz yönde etkilediği gibi sağlıklarını da olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle boşanma sürecinde çiftler çocuklarının psikolojik durumlarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

Müşterek Eşyaların Paylaşılması

Boşanma aşamasında olan çiftleri bekleyen önemli sıkıntılardan birisi mal ve eşya paylaşılması konusudur. Çoğu çift bu konuda anlaşamayarak bu konunun mahkeme tarafından çözülmesini istiyor.

Özellikle taşınmaz mal konusunda bu malların satışı ya da taşınmaz malın sahibi olacak kişinin taşınmaz malın değerinin yarısını karşı tarafa ödeme süreci de önemli sorunlar arasında görülüyor. Anlaşamama durumunda ortak olan tüm malların mahkeme tarafından satışı ve elde edilecek gelirin de her iki tarafa eşit şekilde paylaştırılması sağlanıyor.

Bu nedenle taşınır ya da taşınmaz mallar konusunda çiftlerin uzlaşma yoluna gitmeleri öneriliyor. Boşanma süreci her ne kadar çiftler tarafından çabuk bitmesi istense de ne kadar sürerse sürsün yıpratıcı bir süreç olarak biliniyor.

Boşanma Sürecinde Mal Paylaşımı Nasıl Gerçekleşir?

Boşanma sürecinin hukuki sonuçları arasında yer alan durumlardan birisi de mal paylaşımı olayıdır. Evlilik sürecinde eşler aile ilişkileri ve ortak duygularla hareket etme durumunun yanında ekonomik yönden de ortak hareket edilmektedirler. Eşler arasında mevcut olan bu ekonomik ortaklık durumu boşanma süreci ile birlikte ortadan kalkar. Boşanma durumunun gerçekleşmesi süreci içerisinde mal paylaşımı yapılması esnasında her iki taraf arasındaki ortaklığın özelliği, boşanma davalarının ve de mal paylaşımı davalarının konusunu oluşturmaktadır. Bu durum çerçevesinde eşlerin bağlı oldukları yasal mal rejimi doğrultusunda boşanma olayının gerçekleşmesi esnasında mal paylaşımı gerçekleştirilir.

4721 sayılı Medeni kanununa göre çiftler arasındaki mevcut ekonomik ortaklığı dört değişik niteliğe sahip mal rejimi olarak belirtmektedir. Bu duruma göre boşanma süreci esnasında mal paylaşımı gerçekleştirilirken, edinilmiş olan mallara katılma rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimi arasında çiftlerin hangi mal rejimine dahil oldukları belirlenir ve bu doğrultuda mal paylaşımı gerçekleştirilir.

Çiftler evlenirken yukarıda bahsedilmiş olan dört farklı nitelikteki mal rejiminden birini tercih edebilecekleri gibi, kendi aralarında mal rejimi anlaşması da yapabilme imkânına sahip olabilmektedirler. Mal rejimleri ile alakalı olarak ayrıntılı biçimde bilgi vermeden önce çiftlerin arasında gerçekleştirilecek olan mal rejimi anlaşmasının ne olduğu ve mal rejimi anlaşmasının nasıl gerçekleştirildiği ile ilgili olarak bilgi verilmesinde yarar var.

 

Çiftler Arasında Yapılacak Mal Rejimi Anlaşması

Çiftler evlenmeden önce veya evlilik durumunu gerçekleştirdikten sonra mal rejimi tercihinde bulunabilme imkânına sahiptirler. Çiftler arasında mal rejimi tercih edilmesi esnasında hazırlanacak olan anlaşmaya mal rejimi sözleşmesi ismi verilir. Mal rejimi sözleşmesi her iki tarafın katılımı ve imzası ile gerçekleştirilmektedir. Yasanın taraflara belirlemiş olduğu koşulların tatbik edilmesi ile ancak mal rejimi anlaşmasının yasal açıdan geçerliliği mevcut olacaktır. Mal rejimi anlaşması evlenme ehliyeti bulunan ve ayırt etme yeteneğine sahip olan şahıslar arasında yapılabilmektedir. Çiftlerden birinin 18 yaş altında olması veya yasa tarafından kısıtlayıcı farklı bir durumun mevcudiyeti halinde kanun temsilcisinin onayı ve izni ile mal rejimi anlaşması yapılması mümkün olmaktadır.

Mal rejimi anlaşmasının yasal olarak geçerliliğinin olabilmesi için yasa çerçevesinde hazırlanmış olması gerekmektedir. Mal rejimi anlaşması yazılı bir biçimde ve noter onaylı olarak yapılabilmekte olup ayrıca noter tarafından düzenlenmesi ile de gerçekleştirilebilmektedir. Tarafların mal rejimi anlaşmasını kendi aralarında düzenlemesi halinde evlilik akdinin gerçekleştirildiği sırada bu durumun ifade edilmesi gerekmektedir. Evlilik akdi esnasında mal rejimi anlaşması yapıldığının ifade edilmemesi halinde kanuni yönden mal rejimi çiftler tarafından tercih edilmiş olarak kabul görür. 4721 sayılı Türk medenin kanununa göre edinilmiş olan mallara katılma rejimi olarak belirlenmiş niteliktedir.

Mal rejimi anlaşması iki farklı biçimde gerçekleştirilebilmektedir. Mal rejiminin gerçekleştirilmesinin birinci şekli noter tarafından mal rejimi anlaşmasının hazırlanması şeklindedir. İkincisi ise mal rejimi anlaşmasının çiftler arasında gerçekleştirilip noter tarafından onaylanması şeklinde gerçekleşir. Noter tarafından hazırlanmış olan mal rejimi anlaşmasında noter tarafların beklentilerini dinleyerek onların arzuları doğrultusuna uygun bir anlaşma hazırlar. Çiftlerin aralarında gerçekleştirmiş oldukları anlaşmada ise noter tarafların düzenlemiş olduğu anlaşmanın kanuna uygun olması halinde söz konusu anlaşmayı tasdik eder. Mevcut olan iki anlaşma geçerlilik anlamında bir fark teşkil etmez.

 

Mal Rejimi Değişikliği Nasıl Gerçekleştirilir?

Çiftler evlilikleri süresince bağlı oldukları mal rejimini, farklı bir mal rejimi sözleşmesi gerçekleştirerek değiştirebilme imkânına sahiptirler. Aynı zamanda çiftlerden birinin borç içinde olması halinde, çiftlerin ortak oldukları bir malda çiftlerden birinin payına düşen mala haciz konulması ya da ortaklığın tehlike içine girmesi, çiftlerin ortak oldukları bir mal üzerinde gerçekleştirilecek olan kiralama veya satış benzeri tasarrufa çiftlerden birinin onay vermesi durumunda veya çiftlerden birinin temyiz gücünü yitirmesi gibi durumlarda dava yolu ile mal paylaşımı rejimi değişikliği gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.

 

Mal Rejimi Tavsiyesi Nedir?

Mal Rejimi Tavsiyesi nedir sorusuna yanıt olarak Mal Rejimi Tavsiyesi mal rejiminin son bulmasından sonraki süreçte mal rejiminin niteliğine göre taraflar arasında söz konusu malların tasfiye edilmesi bir başka deyişle mal rejimine bağlı olan malların mal rejimi türüne uygun olarak taraflar arasında paylaştırılması ve denkleştirilmesi durumuna Mal Rejimi Tavsiyesi denir.

 

Mal Rejimi Tavsiyesi Davası Ne Zaman Açılabilir?

Mal Rejimi Tavsiyesi davası mevcut olan mal rejimi sürecinin son bulmasının ardından açılır. Boşanma davası sürecinde mal rejimine dair bir tasfiye gerçekleştirilmez. Mal rejimi davası boşanma sürecinin gerçekleşmesinden sonra gündeme gelen bir dava olma niteliğine sahiptir.