Kasko Davaları Nelerdir?

Sigorta şirketleri ile sürücüler ve araç sahipleri arasında sürekli meydana gelmekte olan bazı anlaşmazlıklar oluşmaktadır. Bu anlaşmazlıkların çözülmesi adına mahkemelerde kasko davaları görülmektedir. Kasko sigortası özüne bakıldığı takdirde ayrı olarak değerlendirilen bir sigorta olarak dava konusu olmamaktadır. Mal sigortası olarak bilinen sigorta ile birlikte değerlendirilmektedir. Bu sigorta türü kanunlarımız ile düzenlenmiş bir sigorta türüdür. Bu sigorta türü bazı tehlikelerin oluşması durumunu kapsamaktadır. Bu tehlikelerin ne olduğunu kısaca anlatmak gerekmektedir.

Kasko Firması Zararı Karşılamaz İse Ne Yapılması Gerekmektedir?

İnsanlar kasko sigortası yaptırmadan önce bazı konular ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Bunların başında bu sigortanın gereğinin yapılmadığı durumlarda hangi mercilere nasıl başvurulacağının bilinmesi gelmektedir. Bu şekilde bir durumun olması durumunda bu anlaşmazlıkları kasko davaları ile çözülmesi mümkün olmaktadır.

Bu davaların en büyük özelliği muhakkak bir avukat yardımı ile bu davaların açılması gerektiğidir. Kasko davası avukatı yardımı ile muhakkak suret ile bu davaların takip edilmesi istenmektedir. Bu sigorta kapsamında öncelik ile kapsam içerisine alınan husus aracın sabit bur durumda bulunması halinde başına gelmiş olan durumlardır. Bu durumlarda sigorta firması masrafları karşılamak ile mükelleftir.

Taşıta sonradan eklenmiş olan cihazlar ve eklentiler sigorta kapsamı içerisinde bulunması durumunda muhakkak sigorta tarafından zarar görülmesi durumunda telafi edilecek hususlar arasındadır. Bu husus yapılan anlaşmanın içerisinde bulunup bulunmadığı önemli olan hususların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra yangın ile ilgili durumlar veya bir yangının söndürülmesine yardımcı olunacak durumlarda da aracın görmüş olduğu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanmak zorunda olan bir başka husustur. Tüm bunlar ile birlikte aracın çalınması veya çalınma işleminin tam olarak gerçekleşmemesi gibi durumlarda tüm oluşmuş masraflar sigorta şirketi tarafından karşılanmaktadır.

Poliçede yer Almayan durumlar İçin Ne Yapılmalıdır?

Sigorta poliçesinde yer almayan unsurlar ile ilgili bir hak talep etme gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. Bu durumun her ne kadar bu şekilde olduğu bilinse de bu konu ile ilgili uzmanlaşmış bir avukat ile bu durumun incelenmesi gerekmektedir.

Kasko Avukatı

Sigorta hukuku olarak binen hukuk ile ilgili davaları takip etmekte olan avukatlara verilen isimdir. Sigorta firması ile sigorta yaptıran kişi arasındaki kararsız durumların mahkemeye yansıması durumunda tarafların haklarını kanun çerçevesinde takip etmek ve araştırmak ile görevi bulunmaktadır. Kasko hukuku içerisinde mutlaka bulunması gereken unsurlar arasında bulunmaktadır. Sözleşme içerisinde bulunan hakların takibini yapmakta olan önemli bir görevi bulunmaktadır.

Onayın alınması ile birlikte dava açılma süreci başlamaktadır. Dava açma açılacak konu ile değişiklik gösteren bir durumdur. Her durum için farklı bir dava açılması gerekmektedir. Bu durumda da avukatın önemi oldukça önemlidir. Bu durumlar için önemli olan unsurlardan birisi de zamanında müracaat etmenin önemidir. Zamanında talep edilmeyen haklar için daha sonradan başvuru yapılması durumunda istenilen sonuçların alınması mümkün olmamaktadır.

Bu gene dava türlerine göre değişiklik gösteren bir durum olarak bilinmektedir. Her davanın zaman aşımı süresi farklı olmaktadır. Bu zaman aşımı konularına dikkat edilerek sürecin takip edilmesi gerekmektedir. Bu durumda avukatın önemi gene oldukça mühim olmaktadır.

Boşanmalarda Çocuğun Velayetinin Annesine Verilmesi Durumu

Çocuklu ailelerin boşanması söz konusu iken, eşler arasında velayet açısından anlaşmak ve karar almak oldukça güçtür. O yüzden bu karar mahkeme tarafına bırakılmıştır. Velayet bir temsil, koruma, kollama, gözetme, söz hakkı, eğitim, yetiştirme gibi çocuk üzerindeki hakları kapsar. Çocukların üzerindeki ebeveynlerin hakları TMK m.336/2 da yanıt bulmaktadır. Bu yasa hükmüyle ortak hayat bitmiş ve ayrılık durumu gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine vermektedir.

 

Çocuğun Velayeti Verilirken Dikkat Edilenler

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun menfaati ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulur. Hangi ebeveyn daha iyi bir yaşam ve gelecek sağlayacaksa yahut çocuk kimi tercih ederse ona göre değerlendirme yapılır. Hakimin karar vermesindeki en önemli unsur çocuğun yaşıdır.

 

Çocuğun Velayeti Kaç Yaşına Kadar Anneye Verilir?

Genel kanı olarak çocuğun böylesi dönemlerde anne şefkatine ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. Hukuk uygulamasında 0- 3 yaşındaki çocukların anneye ihtiyaçları olduğu mutlak olarak kabul edilmekte ve çok aksi bir durum yoksa anneye velayet verilmektedir. Annenin işi, evinin durumu ve yaşam tarzı göz önüne alınır.

Çocuğun 3 -7 arasında olması durumunda anne şefkatine daha az muhtaç olarak belirlense de yine uygunsuz bir durum olmadığı sürece velayet annede kalır. 6-12 yaşındaki okul çağına gelmiş çocukların velayetinde annenin çocuğa sunacağı maddi imkan göz önüne alınır. Hangi eş daha iyi bir eğitim sağlayacaksa o taraf dikkate alınır. Bu yaşlarda velayet verilmeden pedagog aracılığı ile çocuk dinlenir. Ancak yine de 1.tercih annedir. 12 yaş ve üstü çocuklarda ise artık çocuğun istekleri dinlenir ve yanında kalmak istediği ebeveyne velayet tayin edilir.

Velayet İşlemleri

Evlilik müessesesinin mahkeme önünde hakim tarafından sonlandırılmasına boşanma işlemi denir. Boşanma sonucunda en çok sorun yaşanan konular nafaka, tazminat ve velayet konularıdır. Bu konular bazı ayrıntılara bakılarak mahkeme tarafından değerlendirilip sonuçlandırılır.

Evlilikler genel olarak ekonomik sorunlar, kültürel farklılıklar ve eşler arasındaki iletişim sorunundan kaynaklı olarak bitirilmek istenmektedir. Evlilik sonlandırılmasında müşterek çocuğun velayetinin kime ve hangi şartlarda verileceği ise en önemli ayrıntıdır. Velayet, çocuğun boşanma işleminden önce hem anne hem babada olduğu ve çocuk üstünde her ikisinin de söz sahibi olduğu ancak boşanma sonrasında kime verilirse söz hakkı ve çocuğun bakımı, büyümesi gibi ihtiyaçlarıyla ilgilenilmesi için verilen haktır.

Çocuğun velayetinin kime verileceği konusunda sınırsız hak verilmiş olan hakim öncelikle çocuğun menfaatlerini düşünür. Ayrıca çocuğu yaşı da velayetin kime verileceğinde çok etkilidir. Ayrıca anne ve babanın ekonomik durumları, çocuğun sağlıklı ve daha rahat nerede yetişip yetişmeyeceği de bir diğer etkendir. Hakim dışında bir pedagogda mahkemede yerini alarak çocuğu gözlemler ve çocuğun psikolojisine göre fikirleri ile karar etki eder. Buna bağlı olarak çocuğunda görüşü alınır.

Velayet Kime Verilir?

Velayetin kime verileceğini hakimin takdir yetkisine bağlıdır. Kanunun 183. Maddesine göre anne veya baba başkasıyla evlenmişse, başka bir yere gittiyse veya öldüyse anne veya babadan birinin isteği üzerine mahkeme gerekli önlemleri alır. Eşlerden birinin ölmüş olması halinde, hakim velayeti sağ kalan tarafa verir. Anne ile baba evlilik dışı çocuk yaptıysa velayet anneye verilir.

Türk Hukuk Kanunu’na göre 0 – 3 yaş aralığındaki çocukların annenin bakım ve şefkatine ihtiyacı olduğu düşünülerek karar verilir. Annenin işinin, evinin, maaşının veya yaşam tarzının hiç birine bakılmaz. 3 – 7 yaşındaki çocuklarda ise çocuğun anne şefkatine daha az ihtiyacı olduğu düşünülür ve buna göre karar verilir. Bu durumda da genellikle velayet anneye verilir ancak anne çocuğuna bakamayacak durumda ise velayet babaya verilir.

6 – 12 yaş arasındaki çocukların velayetinde maddi durumlara bakılır. Hangi tarafın durumu iyi ise ona göre karar verilir. 12 yaş üstü çocuklarda ise çocuğun kendisi dinlenerek karar verilir. Genel olarak çocuğun velayetinin babaya verilmesi için çocuğun en az 6 yaşında olması gerekir.

Boşanma Süreci

Medeni hukuk çerçevesinde resmi nikah ahdi ile evlenen kişilerin evlilikleri bir süre sonra istedikleri gibi gitmediği için boşanma kararı alıyorlar. Boşanma süreci temelinde anlaşmazlıklara bağlı olan bir nedenden dolayı kaynaklandığı için oldukça sıkıcı ve yıpratıcı geçen bir süreç olarak biliniyor. Özellikle eşler arasındaki anlaşmazlık uçurumunun keskin ve büyük olması, araya husumetin girmesine neden olduğu için boşanma sürecinde de sağlıklı bir iletişim kuramamalarından dolayı daha da çekilmez bir hal alıyor.

Kişiler arasındaki boşanma süreçleri evliliğin temelden sarsılmasına neden olduğu gibi evlilik içindeki birçok unsuru da yakından ilgilendiriyor. Ayrılık kararı alan çiftlerin müşterek çocuk ya da çocukları var ise bu süreç çocukların gelişiminde de olumsuz etkilere neden oluyor. Bu süreç sadece çiftleri değil aynı zamanda çocukları da derinden yaralayan bir süreç olarak biliniyor.

Boşanma Sürecinin Dava Aşaması

Boşanmaya karar veren çiftlerin bazıları bu süreci oldukça medeni bir şekilde dava sürecine taşıyabilirken birçok çift aynı hassasiyeti gösteremiyor. Her iki tarafın birbirini suçlama eğilimi davanın daha da çekilmez bir hale gelmesine neden oluyor. Aynı zamanda eğer ki çiftler çekişmeli boşanma davası sürecindeler ise bu davanın birçok unsurunun ele alınması gerektiğinden dava süresinin uzun sürmesine bağlı olarak kişileri maddi ve manevi anlamda büyük bir külfet altına da sokuyor.

Dava süreci birçok celseden oluştuğu için her celse boşanma davasına esas olan birçok konu mahkeme heyeti tarafından görülüp gerekçeli karara hazırlık yapıldığından tarafların her celsede davayı yakından takip etmek istemesi de psikolojik olarak oldukça sıkıntıların yaşanmasına neden oluyor. Bu süre zarfı içerisinde yaşadıkları müşterek evleri ayıran çiftler çocukların kimde kalması gerektiği konusunda da çoğu kez anlaşamadıklarından çocukların psikolojilerinin de bozulmasına neden oluyorlar.

Böyle bir durumda mahkemenin ara karar vermesi beklenerek çocukların durumlarının daha iyi bir şekilde belirlenmesi sağlanıyor. Bu süre içerisinde aynı zamanda çiftlerin alışmış oldukları çevreden uzaklaşmaları da psikolojik olarak olumsuz sonuçların çıkmasına neden oluyor.

Boşanma Sürecinin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Boşanma süreci en çok çocukları derin bir şekilde yaralıyor. Çünkü her çocuk anne ve babasının bir arada olmasını ister. Boşanma sürecinde anne ve babanın müşterek yaşadıkları yerden ayrılması çocukların anne ve babalarını bir arada görememelerini sağladığı gibi çocukların gelişimlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle uzmanlar boşanma aşamasında olan çiftlere, çocukların gelişimlerini etkilemeleri için birtakım önerilerde bulunuyor.

Uzmanların bulunmuş olduğu önerilerin başında boşanma sürecini bir arada geçirmek ve konunun çocuklar ile samimi bir dille konuşulmasıdır. Çocukların herhangi bir şeyden haberi olmadan ani ayrılık kararları çocukların derslerini olumsuz yönde etkilediği gibi sağlıklarını da olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle boşanma sürecinde çiftler çocuklarının psikolojik durumlarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

Müşterek Eşyaların Paylaşılması

Boşanma aşamasında olan çiftleri bekleyen önemli sıkıntılardan birisi mal ve eşya paylaşılması konusudur. Çoğu çift bu konuda anlaşamayarak bu konunun mahkeme tarafından çözülmesini istiyor.

Özellikle taşınmaz mal konusunda bu malların satışı ya da taşınmaz malın sahibi olacak kişinin taşınmaz malın değerinin yarısını karşı tarafa ödeme süreci de önemli sorunlar arasında görülüyor. Anlaşamama durumunda ortak olan tüm malların mahkeme tarafından satışı ve elde edilecek gelirin de her iki tarafa eşit şekilde paylaştırılması sağlanıyor.

Bu nedenle taşınır ya da taşınmaz mallar konusunda çiftlerin uzlaşma yoluna gitmeleri öneriliyor. Boşanma süreci her ne kadar çiftler tarafından çabuk bitmesi istense de ne kadar sürerse sürsün yıpratıcı bir süreç olarak biliniyor.

Boşanma Sürecinde Mal Paylaşımı Nasıl Gerçekleşir?

Boşanma sürecinin hukuki sonuçları arasında yer alan durumlardan birisi de mal paylaşımı olayıdır. Evlilik sürecinde eşler aile ilişkileri ve ortak duygularla hareket etme durumunun yanında ekonomik yönden de ortak hareket edilmektedirler. Eşler arasında mevcut olan bu ekonomik ortaklık durumu boşanma süreci ile birlikte ortadan kalkar. Boşanma durumunun gerçekleşmesi süreci içerisinde mal paylaşımı yapılması esnasında her iki taraf arasındaki ortaklığın özelliği, boşanma davalarının ve de mal paylaşımı davalarının konusunu oluşturmaktadır. Bu durum çerçevesinde eşlerin bağlı oldukları yasal mal rejimi doğrultusunda boşanma olayının gerçekleşmesi esnasında mal paylaşımı gerçekleştirilir.

4721 sayılı Medeni kanununa göre çiftler arasındaki mevcut ekonomik ortaklığı dört değişik niteliğe sahip mal rejimi olarak belirtmektedir. Bu duruma göre boşanma süreci esnasında mal paylaşımı gerçekleştirilirken, edinilmiş olan mallara katılma rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimi arasında çiftlerin hangi mal rejimine dahil oldukları belirlenir ve bu doğrultuda mal paylaşımı gerçekleştirilir.

Çiftler evlenirken yukarıda bahsedilmiş olan dört farklı nitelikteki mal rejiminden birini tercih edebilecekleri gibi, kendi aralarında mal rejimi anlaşması da yapabilme imkânına sahip olabilmektedirler. Mal rejimleri ile alakalı olarak ayrıntılı biçimde bilgi vermeden önce çiftlerin arasında gerçekleştirilecek olan mal rejimi anlaşmasının ne olduğu ve mal rejimi anlaşmasının nasıl gerçekleştirildiği ile ilgili olarak bilgi verilmesinde yarar var.

 

Çiftler Arasında Yapılacak Mal Rejimi Anlaşması

Çiftler evlenmeden önce veya evlilik durumunu gerçekleştirdikten sonra mal rejimi tercihinde bulunabilme imkânına sahiptirler. Çiftler arasında mal rejimi tercih edilmesi esnasında hazırlanacak olan anlaşmaya mal rejimi sözleşmesi ismi verilir. Mal rejimi sözleşmesi her iki tarafın katılımı ve imzası ile gerçekleştirilmektedir. Yasanın taraflara belirlemiş olduğu koşulların tatbik edilmesi ile ancak mal rejimi anlaşmasının yasal açıdan geçerliliği mevcut olacaktır. Mal rejimi anlaşması evlenme ehliyeti bulunan ve ayırt etme yeteneğine sahip olan şahıslar arasında yapılabilmektedir. Çiftlerden birinin 18 yaş altında olması veya yasa tarafından kısıtlayıcı farklı bir durumun mevcudiyeti halinde kanun temsilcisinin onayı ve izni ile mal rejimi anlaşması yapılması mümkün olmaktadır.

Mal rejimi anlaşmasının yasal olarak geçerliliğinin olabilmesi için yasa çerçevesinde hazırlanmış olması gerekmektedir. Mal rejimi anlaşması yazılı bir biçimde ve noter onaylı olarak yapılabilmekte olup ayrıca noter tarafından düzenlenmesi ile de gerçekleştirilebilmektedir. Tarafların mal rejimi anlaşmasını kendi aralarında düzenlemesi halinde evlilik akdinin gerçekleştirildiği sırada bu durumun ifade edilmesi gerekmektedir. Evlilik akdi esnasında mal rejimi anlaşması yapıldığının ifade edilmemesi halinde kanuni yönden mal rejimi çiftler tarafından tercih edilmiş olarak kabul görür. 4721 sayılı Türk medenin kanununa göre edinilmiş olan mallara katılma rejimi olarak belirlenmiş niteliktedir.

Mal rejimi anlaşması iki farklı biçimde gerçekleştirilebilmektedir. Mal rejiminin gerçekleştirilmesinin birinci şekli noter tarafından mal rejimi anlaşmasının hazırlanması şeklindedir. İkincisi ise mal rejimi anlaşmasının çiftler arasında gerçekleştirilip noter tarafından onaylanması şeklinde gerçekleşir. Noter tarafından hazırlanmış olan mal rejimi anlaşmasında noter tarafların beklentilerini dinleyerek onların arzuları doğrultusuna uygun bir anlaşma hazırlar. Çiftlerin aralarında gerçekleştirmiş oldukları anlaşmada ise noter tarafların düzenlemiş olduğu anlaşmanın kanuna uygun olması halinde söz konusu anlaşmayı tasdik eder. Mevcut olan iki anlaşma geçerlilik anlamında bir fark teşkil etmez.

 

Mal Rejimi Değişikliği Nasıl Gerçekleştirilir?

Çiftler evlilikleri süresince bağlı oldukları mal rejimini, farklı bir mal rejimi sözleşmesi gerçekleştirerek değiştirebilme imkânına sahiptirler. Aynı zamanda çiftlerden birinin borç içinde olması halinde, çiftlerin ortak oldukları bir malda çiftlerden birinin payına düşen mala haciz konulması ya da ortaklığın tehlike içine girmesi, çiftlerin ortak oldukları bir mal üzerinde gerçekleştirilecek olan kiralama veya satış benzeri tasarrufa çiftlerden birinin onay vermesi durumunda veya çiftlerden birinin temyiz gücünü yitirmesi gibi durumlarda dava yolu ile mal paylaşımı rejimi değişikliği gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.

 

Mal Rejimi Tavsiyesi Nedir?

Mal Rejimi Tavsiyesi nedir sorusuna yanıt olarak Mal Rejimi Tavsiyesi mal rejiminin son bulmasından sonraki süreçte mal rejiminin niteliğine göre taraflar arasında söz konusu malların tasfiye edilmesi bir başka deyişle mal rejimine bağlı olan malların mal rejimi türüne uygun olarak taraflar arasında paylaştırılması ve denkleştirilmesi durumuna Mal Rejimi Tavsiyesi denir.

 

Mal Rejimi Tavsiyesi Davası Ne Zaman Açılabilir?

Mal Rejimi Tavsiyesi davası mevcut olan mal rejimi sürecinin son bulmasının ardından açılır. Boşanma davası sürecinde mal rejimine dair bir tasfiye gerçekleştirilmez. Mal rejimi davası boşanma sürecinin gerçekleşmesinden sonra gündeme gelen bir dava olma niteliğine sahiptir.

Anlaşmalı Boşanma

Herkes güzel bir evlilik ömür boyu süren bir beraberlik yaparak evlilik hayatını sürdürmek ister. Ancak son yıllarda artış gösteren boşanmalar maalesef meydana gelmektedir. İnsanlar bu noktaya gelmek istemeseler de çok çaba sarf etseler de maalesef boşanmak zorunda kalabilirler. Boşanmanın en doğru yolu çiftler arasında anlaşmalı boşanma olmalıdır. Çekişmeli dava çok uzun yıllar alacak iki tarafında üzülmesine neden olacaktır. Çekişmeli dava açıldığı zaman üç yılı bulmaktadır bu süreç. Anlaşmalı boşanma ise tek celsede bir gün içerisinde gerçekleştirilmektedir.

 

Anlaşmalı boşanma nasıl gerçekleştirilmektedir?

İlk şartı çiftlerin bir yıllık evliliklerinin doldurması gerekmektedir. Bir yıldan kısa süren bir evlilikte anlaşmalı boşanma mümkün olmamaktadır. Medeni kanun bir yıldan az süren evliliklerde anlaşmalı boşanmayı kabul etmemiştir. Bir yıldan kısa süreli evlilikler anlaşmalı boşanma dışında şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanabilirler. Bu durumda çekişmeli dava açılacaktır. Anlaşmalı boşanma da bir hususta eşlerin birlikte dava açmasıdır. Yani bir eşin açtığı davayı diğer eşin de kabul etmesi gerekmektedir. Bu nedenle eşler birlikte anlaşarak beraber dava açabilirler. Beraber dilekçe verebilirler.

Bunun dışında eşlerden birisi dava açar da diğer eş mahkemede kabul ederse bu da anlaşmalı boşanma olacaktır. Bir diğer husus ise eşlerin altın ziynet mal paylaşımı gibi konularda hem fikir olarak birbirinin taleplerini kabul etmelidir. Herhangi bir konuda ayrılığa düşerlerse kesinlikle anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Son olarak da iki eşte mahkeme huzuruna çıktıklarında mahkemeye açıkça ayrılmak istediklerini söylemelidirler. Bu durumda artık boşanma gerçekleşmiş olacaktır. Daha sonrasında nüfus müdürlüğüne giderek eşler kendi soyadını medeni durumunu değiştirme talebinde bulunurlar. Böylece eski günlerine dönebilirler.

Boşanmada en çok dikkat edilmesi gereken husus eşler her türlü konuda fikir birliğine varmalıdır anlaşmalı boşanmanın seyrinin doğru işleyebilmesi için. Eğer çocuk varsa hassas davranılmalı eşler ortak fikirler alarak hem çocuklarını hem birbirlerinin üzmeden birbirlerine velayeti vermelidirler. Birbirlerinin düşmanca görmeden çocuklarının ortak olduğunu hatırlayarak çocukları birbirlerine yasaklayacak kadar ağır kararlar vermemelidirler. Boşanmada en çok zarar gören çocuklar olmaktadır. Bu noktada çekişmeli dava ile yıllar boşa harcamak yerine anlaşmalı dava ile boşanmak en doğru karar olacaktır.

Mal paylaşımlarında ise çocukların maddi giderlerinin karşılanması açısından doğru paylaşımlar yapılmalıdır. Aksi taktirde bu paylaşımları mahkeme belirleyecektir. Bu durumda iki tarafı da tatmin edecek sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. Son olarak evliliği devam ettirmek için öncelikle karşılıklı konuşarak bütün problemler halledilmeli bütün çözüm yolları denenmelidir. Eğer hiç bir yol evliliği sürdürmede yeterli değilse mahkemeye başvurma en doğrusu olacaktır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmayı istemesi hızlı bir şekilde boşalmayı sağlayan boşanma davası türüdür. İki tarafın da boşanma konusunda anlaşmış olması bu davayı açmak için öncelikli durumdur. Hukuk sisteminde en hızlı şekilde sonuçlanan davalardan biri olan anlaşmalı boşanma yine de belirli formaliteler gerektirdiği için belirli bir süreci gerektirmektedir. Bu süreci etkileyen bir diğer durum da davanın görüldüğü mahkemenin yoğunluğudur.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA SÜRECİ

Bu süreç çiftin anlaşma durumuna göre yön değiştirebilir. Çiftler anlaşmışsa durum farklıyken taraflar çekişmeliyse durum daha farklı bir şekilde ilerlemektedir. Anlaşmalı boşanma şartları 721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinde yer alan Anlaşmalı Boşanma Şartları yerine getirilmelidir. Bu durumda eğer tarafların şartları anlaşmalı boşanmaya uygun değilse süreç çekişmeli boşanma şeklinde olacaktır. Kanuni olarak anlaşmalı boşanma şartlarını yerine getirmek olmazsa olmaz durumdur.

 

ANLAŞMALI BOŞANMANIN ŞARTLARI

Anlaşmalı boşanma şartları mercek altına alındığında ilk madde tarafların en az bir yıl süreyle evli olması şartı vardır. Bu durumda anlaşmalı boşanma yapmak isteyen çiftler en az bir yıl boyunca evli olmaları gerekir. Anlaşmalı boşanma için çiftler bütün mal varlığı ve mal paylaşımı üzerinde kendi alanında anlaşma bildirimi yapmalıdırlar. Dava öncesinde çiftlerin bütün mal paylaşımı üzerindeki paylaşım konusu anlaşılmalı ve mahkeme öncesinde bu bildirim yapılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davası için en önemli hususlardan biri boşanma protokolü konusudur. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar davaya mecburi olarak katılırlar. Hakim tarafları görür ve boşanma protokolünün detaylarını sorarak bu durumu teyit eder.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA DAHA AÇMA SÜRECİ

Çiftlerin kısa sürede boşalmasını sağlayan yöntem olan anlaşmalı boşanma türü, dilekçe hazırlayarak mahkemeye başvurma ile süreç başlar. Yetkili mahkemeye verilen dilekçe ile başlayan süreç için aile mahkemeleri görevlidir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye hukuk mahkemeleri bu davalar için yetkilidir. Dava açılırken son 6 ay boyunca ikamet edilen alanda dava açılmalıdır. Farklı yerlerde ikamet ediyorlarsa davalının olduğu yerde dava görülür.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ NASIL HAZIRLANIR

Anlaşmalı boşanma davasında gerekli belgelerden biri de anlaşmalı boşanma protokolüdür. Protokol yaparken çocuk varsa çocuğun velayeti kimde olacağı kararlaştırılmalı ya da hangi zaman dilimlerinde çocuğun kimde kalacağı belirlenmelidir. Ayrıca evlilik boyunca yapılan mal kazançları daha paylaşımını yapmaları kimin ne alacağı kararlaştırılmalı anlaşmalı boşanma protokolünde bildirmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolü doğru şekilde yapıldığında boşanma süreci de kısalacaktır. Ancak net olmayan protokoller uzatarak ek süre gerekebilir ve dava da uzayabilir.

Boşanmalarda Çocuk Velayeti Kaç Yaşına Kadar Anneye Verilir?

Boşanmalarda Çocuk Velayeti

Eşler arasındaki boşanmalarda çocukların velayeti sorunu olduğunda, en son kararı mahkeme vermektedir. Verilen velayet kararı ile anne veya baba; çocuğun bakımı, eğitimi, terbiyesi gibi birçok yetkiyi kendisine almaktadır. Çocuklar üzerinde ebeveynlerin nasıl haklar kazanacağına dair işlemleri Türk Medeni Kanunu’nun 336/2 maddesi belirlemektedir. Yasaya göre, eğer çiftler arasında ortak hayata son verilmişse; hâkim, çocuğun velayetini eşlerden birine verebilir. Karar verirken de göz önünde bulundurduğu bazı şeyler bulunmaktadır.

Velayet Kararı Verilirken Dikkat Edilecek Hususlar

Hâkim karar verirken öncelikle çocuğun menfaatini düşünmektedir. Burada önemli olan çocuğun menfaati olduğundan, hangi ebeveynin çocuğa daha iyi gelecek sağlayacağını tespit etmek önemlidir. Bunun haricinde velayet için dikkat edilecek bir diğer husus çocuğun yaşıdır. 0 ile 3 yaş arasında anne gelirinin önemli olmadığı velayet işlemlerinde çocuk, anneye verilmektedir.

3 ile 7 yaş arasında da anneye verilen velayet, annenin kötü alışkanları olması sebebiyle istisnai olarak babaya verilebilir. Ama Türk hukukunda genel olarak uygulanan kural, 7 yaşına kadar çocuğun velayetinin anneye verilmesidir.